• Sevgi Çatısı Altında Biriken Hikayeler
Sevgi Çatısı Altında Biriken Hikayeler
1992 yılında kurulan Koruncukköy Bolluca’da şimdiye dek yüzlerce çocuğun kahkahası yankılandı; onlarca anne ve teyze geceleri uykusuz kaldı; sayısız gençlik liderinin, hemşirenin, psikoloğun, şöförün, idari personelin emeği köyün kaldırımlarına kazındı. Biz de sizlerle bu masaldan birkaç güzel hikaye paylaşmak istedik.

Her Çocuk Sevgiyle Büyümeli-1
Her Çocuk Sevgiyle Büyümeli-2
Her Çocuk Sevgiyle Büyümeli-3
Her Çocuk Sevgiyle Büyümeli-4
Her Çocuk Sevgiyle Büyümeli-5
Her Çocuk Sevgiyle Büyümeli-6

Her Çocuk Sevgiyle Büyümeli-1

Bolluca’da büyümek hayatın bana verdiği ödüldü bence. Şanslı ve özel çocuklardan bir tanesi de bendim! En yaramaz çocuklardan bir tanesiydim, buna rağmen çok sevdim, çok sevildim

Sevginin önemini hayatın içine girdikten ve anne olduktan sonra çok daha iyi anladım. Anlıyorum ki iyi ve vicdanlı insan olmak önce sevgiden geçiyor. Can bağı ile bağlı olduklarım nasıl bilinçli büyütmüşler bizleri. Çocukköyü’nün bana kattığı özgüven ve güçlü duruş hayatım boyunca kılavuzum olacak. Çocukköyü’nden ayrıldıktan kısa süre sonra çok daha iyi anladım ki benim gerçek ailem Çocukköyü’ydü ve bu bana hayatın en büyük dersiydi. Sonra daha da sıkı sarıldım aileme. Onlar da zaten hiç bırakmadı beni. Hastalık, evlilik, doğum, iş….Hep yanımdaydı can ailem. Şu an 7 senelik evliyim, eşim özel sektörde yönetici. Oğlum ise 6 yaşında, Eylül’de ilkokula başlayacak. Ben de ailemin yardımı ve uzun uğraşlar sonucunda Ayvalık Milli Eğitim Müdürlüğü’nde memurum. Geleceğe dair planım üniversiteyi bitirmek ve memuriyette yükselmek. Çocukluk hayalim şarkı söylemekti, şimdi oğlumla bol bol söylüyoruz.

Ebru (32 yaşında)
Her Çocuk Sevgiyle Büyümeli-2

Ben Koruncuğun gerçek ailem olduğunu en çok düştüğüm anlarda hissettim, çünkü en kötü hissettiğim anlarda hep bir el bana destek oldu. Bu bazen annem, bazen teyzem, bazen kardeşlerimden biriydi

Bebekliğimden beri her adımda yanımda olan bir aileyle büyüdüm. 16-17 yaşına kadar kurum varlığından habersizdim, her şey o kadar doğal bir yapıda sunulmuştu ki annemi veya kardeşlerimi sorgulamak aklıma gelmedi. Hayatla yüzleştiğim zaman bazı şeylerin farkına vardım, fakat o zaman da ailem yanımdaydı ve bana destekti.

Lisedeyken özel dersler aldım, keman ve piyano çaldım, bunların hepsi benim isteklerim doğrultusunda oldu. Ben de bunun karşılığını hayatımda doğru hedefler belirleyerek vermek istedim.
Annem çok duyarlı bir insandı, bizi yetiştirirken bu bize çok yansıdı. Mesela hayvanları çok severdi, diğer canlılara yardım etmenin ne kadar önemli olduğunu bizlere hep anlatırdı. Ben de küçüklüğümden beri bu mantıkla yetiştim. Bunu en kısa yoldan nasıl yapabileceğime odaklandım, böylelikle siyaset bilimi okumayı seçtim. İnsanlara fayda sağlamayı siyaset kanalıyla yaymak, onları bilinçlendirmek arzum var.

En güzel anılarımın arasında bayram günleri gelir, bu günler bizim için çok güzel ve önemliydi. Bir hafta öncesinden yeni kıyafetlerimiz gelirdi, onları yataklarımızın başucuna koyardık. Bayram sabahı erkenden kalkıp kahvaltı yapar, sonra kapı kapı şeker toplamaya çıkardık. Bu bana bizim bir aile olduğumuzu gösteren en büyük örnek. Milli günlerde de hep birlikte hazırlanırdık, annemiz mutlaka o günün önemini anlatan bir konuşma yapardı, bu da bana farklı bir sıcaklık hissettirirdi. Çünkü hayatınızda size doğru ve yanlışın ne olduğunu gösteren biri olması çok önemli. Bu size güven veriyor. Ben büyürken farklı olan kimsenin bana zorla bir şey yaptırmamasıydı. Bana hep seçim hakkı verildi. Mesela ben Isaac programıyla Uluslararası Eğitim Projesi kapsamında Brezilya’ya gitmek istedim, başvuru yaptım ve gitmeye hak kazandım. Vakıftakilerle bunu paylaştığımda bana sadece “Sen belgeleri hazırla, biz senin arkandayız” dendi. Brezilya’yı seçme sebebim orada gerçekleşen projenin Çocukköyümüzle çok benzemesiydi. Orada dezavantajlı bir bölgede 3 ay boyunca 110 çocuğa İngilizce dersi verdim. Şimdi de Erasmus hedefim var, Bursla Amsterdam’a gidip yarım dönem kendi bölümümde eğitim almak istiyorum. Böylelikle oradaki kültürü tanıyarak, onların toplumsal yaklaşımlarını analiz ederek çıkarttığım sonuçlarla birlikte onları sentezlemek istiyorum. Sonrasında yüksek lisans yapmak istiyorum. Hayalim London School of Economics’ten burs almak. Erasmus ile Avrupa’dan alacağım eğitim sertifikasının buna yardımcı olacağını düşünüyorum.

Hayatta karşılaştığım ve başardığım her şeyi ben de diğer insanlara yansıtmak istiyorum. Evimde demokratik ve özgür bir ortam vardı, annem bizleri çevreye ve tüm canlılara duyarlı çocuklar olarak büyüttü. Ben de bunu hayatıma yaymak, etrafıma faydalı olmak istiyorum.

Şu dönemde acilen savaş sonrası acı çeken, mağdur olan çocuklara yönelik bir şeyler yapmak gerekiyor, bunda hepimizin payı olması lazım.

Gökhan (23 yaşında)
Her Çocuk Sevgiyle Büyümeli-3

Aradan geçen yıllara rağmen kopmamış olmamız ve hala birlikte vakit geçiriyor olabilmemiz bizim en büyük şansımız bence

Öncelikle Çocukköyünde büyümenin tarif edilemez, mistik bir güzelliği var. Ben 6 yaşındayken bu güzel maceraya başladım. Arkadaşlığı, kardeşliği, anne sevgisini Bolluca’da tanıtım. Bu köyün bana kattığı en büyük şey arkadaşlarımdır sanırım. Bütün günümü onlarla geçirdiğim, günde 3-4 defa maç yaptığım ve birlikte birçok macera yaşadığım arkadaşlarım….
Bolluca’da büyümenin en büyük ve eşsiz olan tarafı ise sürekliliğidir. 30 yaşına gelmiş olsanız bile hala sizi arayıp ihtiyaçlarınızı, sağlığınızı sorarlar. Sizi asla unutmazlar.
2016 yılının Ağustos ayında büyüyüp yetiştiğim Bolluca’da güzeller güzeli eşimle dillere destan bir düğün yaptık. Şimdi İzmir’de yaşıyorum, Konak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde şef olarak görev yapıyorum, eşim ise rehber öğretmen. Ertesi sene dünyadaki en büyük ikinci mutluluğu yaşayarak oğlumuzu kucağımıza aldık. Can parçamız şu an 8,5 aylık ve maşallahı var.
Geleceğe dair en büyük beklentim işimde iyi bir konuma gelerek oğluma iyi bir gelecek sağlamak ve ihtiyaç sahibi insanlara yardımcı olmak.

Mehmet (30 yaşında)
Her Çocuk Sevgiyle Büyümeli-4

"Külkedisi bir yaşamdı yaşadığım. Sonunda gelen prens değil, sıcak bir yuva olan Koruncuk Vakfı oldu"

Bolluca Çocukköyünde büyümek ben ve kardeşim için büyük bir şans, bir kurtuluş. Hayatınıza yön verme imkanınızın olmadığı, kaderin sizin aleyhinize işlediği, yardım eli uzatacak kimsenin olmadığı sahipsiz bir yürekken karşıma çıkan hayatımda bir ışık kapısı açan bir sıcak yuva ve içindeki güzel insanlar.

Sarılmaktan korkan, daha doğrusu sarılmayı bilmeyen hiç sevgi görmemiş yüreğime sevgi tohumları ekildi. Geçen yıllar içinde de bu tohumların sonucunu herkesi seven kalbi sevgiyle taşan bir insan olarak gördüm. Korkaklığı, üzüntüyü, kederi silip; güçlü, önünü gören, arkasında hep destek olduğunu bilen biri olarak ailenin sadece doğuran olmadığını asıl kalbini dolduran olduğunu öğrendim. Sadece iyi günde değil en büyük hastalıklarında çabalayan uğraşan çare arayan gözlerle, yüreklerle karşılaşmak asıl insani mutlu eden ve umut veren.

Bolluca’ya geldiğim ilk gün benim ve kardeşimin yüzünü boyadılar, oyun oynadık. Çocuk olduğumu ilk kez 10 yaşında o an hissettim. Gülümsemeyi o gün öğrendim, bir daha da hiç gülümsemekten vazgeçmedim.

Destekçilerimiz sayesinde 13 sene çalıştığım köklü bir kurumdan  1 sene önce ikinci çocuğumun doğumu nedeniyle ayrıldım. Dünya güzeli evlatlarımın anne özlemi çekmesini hiç istemedim, benim yaşadığım boşlukları yaşasınlar hiç istemedim. İnsan kendinde olmayanı karşısındakine veremezmiş; benim sol yanımdaki boşluklarım fazlasıyla doldu şimdi sıra bende. Sonrasında yine iş hayatıma dönüş yapmayı çok istiyorum.

Bizlere verilen destekler sayesinde yuvamı açtım, baba evimden bir iğne bile gelmemişken şu an evimde hiçbir şey eksik değil. Herkesin bu kadar kocaman bir ailesi olamaz ama benim var. Umarım herkes bu köye el verir, çünkü kan bağıyla değil gönül bağıyla bağlanan insanlar birbirinden hiç kopmuyor.

Mihriban (35 yaşında)

Her Çocuk Sevgiyle Büyümeli-5


Koruncuk Vakfı çocukların kaderinin değiştiği yer diyebilirim, hatta bizler için de aynı şey geçerli….

Bir çocuğa değer vermek, özen göstermek, ona karşı kıymetli olduğunu hissettirmek bir lütuf değil, insan olmanın gereğidir. Bu duygularla köye ilk geldiğim günün şaşkınlığını ve ayrıldığım günün zorluğunu anlatamam. Kendi çocuğumun annesi olmak duygusunu anlatmak kadar kolay değil hiç tanımadığım, nereden geldiğini ve neler yaşadığını bilmediğim bir çocuğa anne olma duygusunu anlatabilmek.
Çocuklarıma sevdikleri ve güvendikleri anneleri olabildiysem, ki bunu hissediyorum, dünyanın en şanslı annesi benim diye düşünüyorum.

Orada ömrüm boyunca unutamayacağım o kadar çok anım var ki….. “Anneler izne gitmez ki, gitme anne” diye ağlayan küçük oğlumu, “Ne gün döneceksin anne” diyen çocuklarımı bırakıp hüzünle gittiğim izinlerimden döndüğüm gün sıcacık yuvamızda esen bayram havasını unutamam.

Harçlıklarını biriktirip biraz da benden destek isteyen kızıma aldığım bilgisayarı ona verdiğimde “Annecim şimdi bu gerçekten benim mi oldu” diyerek sevinçten ağladığı günü unutamam.
Anneler gününde gül yapraklarını başımdan aşağı dökerek “İyi ki varsın annecim, iyi ki bizim annemizsin” dediklerinde içi gülen gözleri, bu dünyanın en güzel hediyesini de unutamam.
Şimdi hepimiz ayrı yerlerdeyiz fakat gönül bağlarımızın çok güçlü olduğunu hissediyorum. O günlerimizi ve çocuklarımı çok özlüyorum. Yani demem o ki, gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüzdür ve hep öyle kalacak.

Raziye Anne
Her Çocuk Sevgiyle Büyümeli-6

Ben Bolluca Çocukköyü’nün 4 No’lu Aile Evi’nde yirmi yılda yirmi Koruncuk büyütmüş Şerife Anne

1992 yılının Haziran ayında başlayıp hala devam eden, zorlu ama bir o kadar da zevkli geçen Bolluca Çocukköyü yolculuğumu sizlerle paylaşmak istiyorum. Enerjimin ve sosyal sorumluluk duygularımın zirvede olduğu yaşlarda tanıştım Bolluca Çocukköyü ile… Gizlice sızdı içime öyle bir sarıp sarmaladı ki beni, yirmi yıl kaldım orada. Çekirdekten biraz daha geniş olan Çocukköyü ailemle birlikte.
Bana “Yirmi yılını kaleme alabilir misiniz?” dediler. Düşündüm, ne yazabilirdim dedim kendi kendime. Zaman zaman fırtınalı, zaman zaman dingin geçen yirmi yıl… Komik taraflarını yazabilsem, Gani Müjde’ye rakip olurum; hüznünü yazabilsem şairler şiir yazamaz… O halde ben “sevgiyi” yazmalıyım dedim. Çünkü sevgi, sevinçte de hüzünde de var. Sevgi her an bizimle! Biz, sevginin bir araya getirdiği insanlarız.
Sizlere sekiz evlatla nasıl ders çalışılır, nasıl alışveriş yapılır veya nasıl tatile gidilir, bayramlarda hüzünleri dağıtmak için nasıl palyaçoluk yapılır veya nasıl banyo yapılır… Bunları anlatmayacağım. Sanırım bir çocuğu olan, bunu sekizle çarparak beni anlayabilir.

Ben size sevgiyi anlatıyorum. Çünkü Çocukköyünde çocuklarım, bana koşulsuz, kuralsız ve sınırsız sevmeyi öğrettiler. Yirmi yıl geriye baktığımda binlerce duygunun yaşandığı, acı tatlı günler birbirlerine ekli geldi ve geçti.

Sevgili yavrularım; anne olacağımı öğrendiğim gün sevginiz düştü yüreğime… Sevginizde doyumsuzluğu öğrendim. Dünyada çok anne var ama ben sizin gözünüzde başkayım, çok çocuk var ama siz benim gözümde başkasınız.

Dört dörtlük bir anne olduğumu iddia etmedim hiçbir zaman ama her türlü ihtiyacınıza samimiyetle cevap vermeye çalıştım. Önceliğim hep sizdiniz. Yorgunluğumu gözlerinize bakarak attım, oyun oynadım, enerjinize yetişmeye çalıştım. Bazen bana kızdığınızı, kırıldığınızı biliyorum, anlayamadığınız nedenlerden dolayı… Benim doğrularım size yanlış gelmiş olabilir, amacım sizleri korumaktı. Sizler için, hayata hazırlanacağınız güvenli bir liman olmaya çalıştım. Başarılarınız ve mutluluğunuz gurur kaynağım, üzüntüleriniz üzüntüm oldu.
İtiraf ediyorum; bazen kaçıp gitmek istedim ama gözlerinize baktığımda görünmeyen zincirlerle bağlandığımı anladım. Sizlerle büyüdü içimdeki çocuk ve sizler çıkardınız içimdeki anneyi! Sizler benim dünyaya açılan mutluluk pencerelerimsiniz. Her birinizin gözünde ayrı dünyaları görüyorum.
Benim güzel çocuklarım; güzel ailem, güzel köyüm… Hepinizi çok seviyorum, sizi sevenleri ve koruyanları da çok seviyorum.

Şerife Anne


Daha çok çocuğun yüzünü güldürmek,
onlara aydınlık bir gelecek vermek sizin elinizde...